SAP RISE Yolculuğu

04.06.2026

SAP RISE'a Geçerken Öğrendiğim En Önemli Şey: Bu Bir Bulut Projesi Değil

Yaklaşık dört yıl önce kariyerimdeki en kapsamlı dönüşüm projelerinden birine başladık.

4 Nisan 2022 tarihinde resmi olarak başlattığımız SAP RISE dönüşüm projesinde hedefimiz, şirketimizin SAP ekosistemini modernize etmek, performansını artırmak ve geleceğe hazır hale getirmekti.

Proje sonunda;

  • 25'ten fazla SAP sistemi modernize edildi,

  • Tüm SAP sistemleri SAP HANA platformuna taşındı,

  • SAP landscape'i SAP RISE Private Cloud ortamına geçirildi,

  • 100'ün üzerinde çalışan, danışman ve iş ortağı projede aktif rol aldı.

Yaklaşık 8 ay süren yoğun çalışmanın ardından dönüşümü başarıyla tamamladık.

Bugün geriye dönüp baktığımda ise aklımda en çok kalan şey teknik başarı değil.

Öğrendiğim en önemli ders şu oldu:

SAP RISE bir bulut projesi değil.

En azından başarılı bir dönüşüm hedefliyorsanız.

Bu aslında bir iş dönüşümü projesi.

Dışarıdan Görünen ile Gerçekte Yaşanan Aynı Değil

Proje ilk duyurulduğunda birçok kişi bunu basit bir altyapı geçişi olarak değerlendirdi.

Sunucular taşınacak.

Sistemler buluta geçecek.

Operasyon devam edecek.

Kulağa oldukça basit geliyor.

Ancak ERP sistemleri şirketlerin sinir sistemi gibidir.

Özellikle travel retail sektöründe faaliyet gösteren ve operasyonlarını 7/24 sürdüren bir organizasyonda bu durum daha da kritik hale gelir.

Mağaza operasyonları,

Satış noktaları,

Lojistik süreçleri,

Finansal işlemler,

İnsan kaynakları uygulamaları,

Raporlama sistemleri,

entegrasyonlar ve üçüncü parti uygulamalar sürekli olarak birbirleriyle konuşur.

Bir bileşende yaşanacak sorun onlarca süreci etkileyebilir.

Bu nedenle proje ilerledikçe aslında sistemleri değil, şirketin çalışma biçimini dönüştürdüğümüzü fark ettik.

Asıl Zorluk Sunucuları Taşımak Değildi

Teknik ekipler açısından bakıldığında bulut geçişi projenin görünen kısmıydı.

Asıl çalışma ise arka planda yürüyordu.

Yıllar içerisinde geliştirilmiş özel uygulamalar incelendi.

SAP'nin yeni mimarisiyle uyumluluk analizleri gerçekleştirildi.

Finansal veri tutarlılıkları kontrol edildi.

Müşteri ve tedarikçi veri yapıları yeniden değerlendirildi.

Yüzlerce entegrasyon senaryosu test edildi.

Kritik iş süreçleri tekrar tekrar doğrulandı.

Bazı uygulamalar sadeleştirildi.

Bazıları yeniden tasarlandı.

Özellikle SAP HANA dönüşümüyle birlikte veri modelleri, performans beklentileri ve raporlama yaklaşımları yeniden ele alındı.

Dışarıdan bakıldığında "buluta taşınan SAP sistemi" gibi görünen yapı aslında onlarca bağımlılığın yeniden düzenlendiği büyük bir modernizasyon programına dönüşmüştü.

Travel Retail Dünyasında Hata Yapma Lüksünüz Yok

Üretim şirketlerinde planlı duruş pencereleri oluşturmak mümkündür.

Travel retail tarafında ise durum farklıdır.

Operasyonlar günün her saati devam eder.

Uçuş takvimi durmaz.

Satış noktaları çalışmaya devam eder.

Stok hareketleri sürer.

Finansal işlemler devam eder.

Bu nedenle dönüşüm sürecinde en önemli önceliğimiz iş sürekliliğini korumaktı.

Canlıya geçiş planlarından rollback senaryolarına kadar her detay defalarca gözden geçirildi.

Çünkü başarılı bir dönüşüm yalnızca yeni sistemi açmak değildir.

Operasyonun kesintisiz devam etmesini sağlamaktır.

Başarıyı Teknoloji Değil İnsanlar Getirdi

Bu büyüklükteki projelerde teknoloji genellikle ön plana çıkar.

Benim deneyimim ise farklı oldu.

Başarının temel nedeni teknoloji değildi.

İnsanlardı.

Finans ekipleri süreç doğrulamaları yaptı.

Operasyon ekipleri senaryoları test etti.

İnsan kaynakları ekipleri uygulamaları değerlendirdi.

Danışmanlar ve iş ortakları çözüm geliştirdi.

BT ekibi tüm süreci koordine etti.

100'den fazla kişinin aynı hedef etrafında çalışması, teknik mimariden çok daha kritik bir başarı faktörüydü.

Çünkü ERP dönüşümleri BT projeleri değildir.

Kurumsal dönüşüm projeleridir.

Bugün Olsa Neyi Farklı Yapardım?

Aradan geçen yıllar sonrasında aynı projeyi yeniden yönetecek olsaydım üç konuya daha fazla yatırım yapardım.

Birincisi, entegrasyon envanterini daha erken çıkarmak.

İkincisi, iş birimlerinin test süreçlerine daha fazla zaman ayırmasını sağlamak.

Üçüncüsü ise değişim yönetimi ve iletişim çalışmalarını daha erken başlatmak.

Teknik sorunlar genellikle çözülür.

Ancak insanların yeni çalışma biçimlerine uyum sağlaması daha fazla zaman gerektirir.

Kurumsal dönüşümlerde en zor konu teknoloji değildir.

Alışkanlıkları değiştirmektir.

SAP RISE'ın Gerçek Değeri Nerede?

Birçok şirket SAP RISE'ı maliyet, altyapı veya operasyon perspektifinden değerlendiriyor.

Bence asıl değer burada değil.

Asıl değer, şirketi geleceğe hazırlamasında yatıyor.

SAP'nin yapay zekâ yatırımları,

yeni nesil analitik çözümleri,

otomasyon yetenekleri,

Joule ve Business AI vizyonu,

bulut ekosistemi üzerinde şekilleniyor.

Bu nedenle SAP RISE yalnızca bugünün problemlerini çözmek için değil, gelecekteki yetkinlikleri kazanmak için de önemli bir adım.

Sonuç

8 ay süren bu dönüşüm sonunda 25'ten fazla SAP sistemini modernize ettik.

Tüm SAP platformumuzu HANA mimarisine taşıdık.

SAP RISE Private Cloud ortamına geçişimizi tamamladık.

Ancak geriye dönüp baktığımda projenin en önemli çıktısının teknoloji olmadığını görüyorum.

Asıl kazanım, organizasyonun birlikte dönüşebilme yeteneğiydi.

Bu nedenle bugün biri bana SAP RISE projesini tek cümleyle anlatmamı istese şunu söylerim:

"SAP RISE bir bulut projesi değildir; şirketin geleceğe hazırlanma projesidir."

Share